Ben Geleceğe Gidiyorum, Siz Gelecek misiniz?    
 
 
 


 
  İlk İş Görüşmesi    
 

 

 

Yazar: Adnan Erdoğmuş

Yıllar öncesi, henüz “Kral” shubuo reklamlarına çıkmamış, daha sahnelerden inmemiş, eski liste başı şarkılarını söylüyor: "Kızılcıklar oldu mu, selelere doldu mu hey”, şimdi yıllar geçti, kızılcık şerbeti de içtik, selelere de dolduk. 

O zamanlar daha yeni mezun, genç bir avukatım. Adliyede bir duruşma sonrası ilan tahtasında asılı küçük bir not görmüştüm: "İyi derecede İngilizce bilen, yeni mezun avukat arıyoruz, x Holding". Görüşme randevusunu almıştım, gözümde çok büyütmüştüm, eminim astiğmatım o günlerden kalma. Şirketler hukuku iki cilt önümde, adeta sözlü sınava hazırlanır gibi hazırlanmıştım. Hep mesleğe, hukuk bilgilerime yönelik sorular bekliyordum, bilmem ki nerelerden gelir: Ticaret hukuku, ceza hukuku? Yargılama, icra süreçleri; temyiz aşamaları! 

Gerçi avukatlık aile mesleği; rahmetli babacığım, dayılar, yengeler herkes hukukçu, maşallah ailede ihtilaf başına düşen avukat sayısı ihtilafın beş katı! Dedemizin bir arsa sorunu mu çıktı, mütalaanın bini bir para. Okul tatillerinde ellerinde, yazıhanelerinde büyümüşüm, adliye tozu yutmuşum, yine de hatta belki de bu nedenle daha da fazla heyecan duyuyorum. Biliyorum ki hukuk bir derya, deryayı geç okyanus, her şeyi sen yeniyetme, yeni mezun nereden bileceksin. Daha vekalet klasöründe üç adet vekalet var, o da ailedeki avukat enflasyonundan sekenler, hepsi liseden arkadaşların, biri ev kirasını ödeyememiş, biri sermayesiz açmış dükkanı, düşmüş genç yaşta tefeci eline, çekleri karşılıksız, biri de daha yeni evli, tez canlı, boşanacak hemen, onu da vazgeçirmeye çalışıyorsun.

Peki iş görüşmesi de ne ola ki, etrafta giden de yok o zamanlar, kopya da alamazsın, ne sorulur, nasıl oturulur? Görüşme yapacağım kişi mesleki jargondaki yeriyle tam bir üstat, hatta üstad-ı azam, ismi camiada çok hatırlı, son derece kıdemli. Kim bilir nasıl kasacak, düşün ki okyanusun içinde bir kefal, karşısına bir istavrit çıkmış, nasıl yiyip yutacak beni, kesin meze yapacak!

Üstadın odasına yakın bir odada bekletiliyorum, davudi sesi geliyor içeriden, hani boldu özgüvenin kendine, kıpraşıp duruyorlar, ellerine ne oldu böyle adam, kolay değilmiş hayata atmak olta, bak oltanın ucunda gözüktü zoka, artık kaçış yok, olacaksan da olacaksın, üstadın meze tabağına roka, ruh hallerim aynen böyle, sanki tek derdim o kalmış, bir de ölçüp tartıyorum, içeri girerken ceket düğmelerimi iliklesem mi, iliklemesem mi? Telefonu kapandı, sekreterine bırakmadı, geldi yanıma üstat, ilikleyerek önünü, içeriye bizzat kendisi aldı!

Görüşme bir saat kadar sürdü, hatırlıyorum üzerine dantelli örtü serpilmiş terkari bir tepsiden ince belli bardakta çay da ikram etmişlerdi, demliydi, belki de semaverden, tadı hâlâ damağımda. Devir değişti, şimdi adaylara plastik bardaklarda poşet çay veriliyor çoğu yerde, halimize bakın. 

Sorgu sual başladı, ardı ardına hepsi kişiliği, karakteri algılamaya yönelik, hem de detay üstüne detay. Düşünün karşınızda tam bir şahsiyet var ve sürekli şahsiyet konuşuluyor. Ne ki aranılan pozisyona yönelik uzmanlık açısından tek bir soru yok, sohbet gırla, ama mülakat nerede, daha ne zaman başlayacak, hava da karardı, acep kefal akşamı mı sever, bekler? 

Tam bunları kurarken görüşme bitti, işe kabul edildiğim söylendi. Bu kadar kolay mıydı, sonunda dayanamadım ben sordum, lisanı münasiple: Üstat, burası koskoca bir holding, söyledin yirmiye yakın şirket var, her biri ayrı sahada iş yapıyor, onlarca dava, ihtilaf, ben ise yepyeni bir avukat, daha hiç un elememiş, silkelesen elek olacağım önünde, neden mesleki bilgilerime yönelik tek bir soru yoktu, bari bir vak'a yapsaydık, eve yazılı ödev alsaydık, neyime güveniliyordu, iki hafta biz boşuna mı çalıştık? Cevap: Bize, öğrenmeye hevesli biri lazımdı, şirketler mi, davalar mı, bundan sonrası mı ne olacak, biz seni nasıl olsa onlara yetiştiririz." - Tamam üstat, yetişiriz. 

Görüşme burada bitmişti, ayağa kalkmış vedalaşmak üzereydim, geriye bir soru kalmıştı, sorulmadık, sorulamadık, ya maaş ne olacaktı? Karşımızda meslek büyüğümüz var, sadece arz-ı hürmet edilir, hiç para sorulur muydu, bırak sormayı o vakitler hiç paradan puldan konuşulur muydu! 

Batı yakasında ilanlar alenen yıllık maaş bilgileriyle çıkar: "Finans Direktörü aranıyor, yılda 100.000 dolar, daha ne bekliyorsun, gel kaçırma." İngilizceden çeviriver, tellaliye, metin aynen böyle. Akdeniz havzasına henüz bu rüzgar uğramadı, bize hâlâ ayıp gelir, pek de uymaz daha. Belki bu işler öyle olsa daha mı iyi olurdu, bak işe başlayacağız, ne alacağız, soramıyoruz. Tamam genciz, üstat öğretecek, yetişeceğiz ama, masraflara nasıl yetişeceğiz, para da lazım, gözü kör olsun, hele o zaman pek lazım, yıllardır baba, dayı, yenge yazıhanelerinde bedavaya gitmişiz. Gel başla da dendi, ama kaça başlayacağız, üstelik nişanlıyız, altı ay sonra evleneceğiz, gitmiş paşa paşa mobilya senetlerini de imzalamışız. Tam kapıya yöneldiğimde alacağım ücreti paylaştı üstat, işte üstat, boşuna mı olmuş üstat! O zaman daha yaygın değil ne gökdelen plazalar, ne çelik gövde asansörler, benekli mozaik merdivenlerden iş hanı kılıklı apartmandan inerken anında hesaplamıştım: Mobilya senetlerini karşılayabilecektim, biraz zorlasak salona perdelik tül bile çıkardı. 

Üç seneye yakın orada kaldım, sağ olsunlar mesleki açıdan çok şey öğrettiler üstatlarım. Eskiden daha öyleydi, ustalar çıraklarına öğretirlerdi. Oradan ayrıldığımda, üstatlar küfemi bilgiyle, yüreğimi meslek aşkıyla doldurmuşlardı. Kendimi artık hukuk okyanusunda küçük bir balık gibi hissetmiyordum, artık okyanusa açılmış bir yelkenli olabilmiştim, hep minnettarım onlara. 

Bugün özellikle genç arkadaşlarla yaptığım iş görüşmelerinde ben de daha çok, bu genç arkadaşım kendini ne derece hayata hazırlamış, ne arıyor, ne istiyor, öğrenmeye ne denli açık, atsan denize yüzmeye hazır mı, kaç kulaç atar, kelebek mi yapar, sırtüstü mü yatar, tez zamanda lüfer, palamut olur mu, daha çok bunlara bakıyorum. İşin gerekleri mi, yetkinlikler mi, onlar nasıl olsa öğrenilir, aşılanır, bize de genç bir fidanken aşılanmamış mıydı?

Aslında biz tecrübelilerin, genç arkadaşlarımıza daha çok vakit ayırmamız, emek harcamamız lazım, birşeyler öğretmek, göstermek için. Kredi yurtlar kurumuna sekiz biner lira altmış ay taksitle geri ödediğimiz çorba parası kredi borçlarımızdan çok daha fazla geriye ödememiz gereken var bize öğrettiklerinden kalan, üstatlarımıza olan borcumuzdan. Hâlâ inanıyorum, yine de var öyleleri, gittikçe azalsa da, salt kendi ekseninde dönmeyen, birilerine emek veren, başkalarına da öğreten, yetiştiren, hem de bu çağda, iş aslanın değil artık gorilin ağzında, hem de bu koşturmacada, bu otomat ortamda, mesaj kutunda yüzden fazla mesajla. İnan olsun, inat olsun, hâlâ görüyorum, kat aralarında, bir ellerinde kahve makinalarından şekersiz kahveler, ağabeyleri, ablaları kardeşlerine tatlı tatlı, hızlı hızlı birşeyler anlatıyorlar. 

Bu da yoksa, olsun, bizler gibi öğrenciyken Beyazıt halk kütüphanesinde haftalarca kitap sırası beklemeseler de, hayata atıldıklarında ustaları tarafından boya kaportaya alınmasalar da, kaçın kurası şimdiki nesil, bu bilgi çağında, ne istavriti, doğar doğmaz çinekop onlar, yelkeni yine de şişirirler, bakma bir yılda katamaran oluyor keratalar. Üstatları vakit bulamasa da, önlerinde derya deniz bilgisayarları var ya, bir de döner satarlar sana, sen anlasan da anlamasan da, sen bilsen de bilmesen de; senler, bizler, kral Erol Ağabey "Turkey one point"le büyüdük, hepyek, onlar "Everyway that I can"le, tıkla dolaş internette her şey düşeş, “Düm tek tek”!

 

 


   26.05.2009 12:56:01 tarihinde yazılmış..
   Derleme Yazılar
   0 yorum yapılmış.


  Yorum Ekle

Adınız :  
Email :  
Web Siteniz:  
Yorumunuz:  
   


 
  • Çok Okunan
  • İstatistikler
   Ip Adres  : 38.107.191.112
   Bağlantı  : 14
   Yönetici  : 1
   Yazı  : 21
   Yorum  : 0
Yönetici Giriş
  İsim :  
  Parola :  
       

Kategoriler
   Demirkan Demir
   Pazarlama Hakkında
   Derleme Yazılar
   Web Tasarım
   Finans
   AB Gençlik Programları

Web Tasarım Referanslar
 
 Bitmiş Projeler
 Arzum Pastanesi
 Barış Sitesi
 Dokuz Eylül Üniversitesi Atmer
 Forbes Düğün salonu
 Its Peace Time
 Kahraman Ahşap Merdiven
 TEK Yapı ve Temizlik
 
 Devam Eden Projeler
 Akel İnşaat
 Aksoy Otomotiv
 Batı Panjur
 DEU İİBF Ders Notları
 


Bağlantılar
   Dokuz Eylül Üniversitesi
   BBBÖ Ders Notları
   Meebo
   Para Marka
   Finexo
   Reklam Ekranı
   Kampusworks
   Google Çeviri
   İş Kitabı
   Bilgi Toplumu.Net
   Kariyer Genç
   Google Türkiye
   Google Haber
   DEU İİBF Ders Notları

Facebook Profil
 



E-Bülten Üyelik
   
Yeniliklerden ve duyurulardan haberdar olmak için mail listesine kayıt olun !  
   
Listeye ekleÇıkar  

 

 
 
      Demirkan Demir  Copyright 2004 - 2010